Tıbbi Aromatik Bitkiler ve Diğer Biyoekonomi Kaynakları Sektörel Analiz Raporu

         

Giriş

    ÖBEK Mükemmeliyet Merkezi tarafından oluşturulan araştırma ve üretim altyapısı ve projelerimizden beklenen sonuçlar, içinde bulunduğumuz Doğu Marmara bölgesi başta olmak üzere ülkesel ekonomi için önem arz eden birçok farklı sektör için önemli çıktılar sağlama potansiyelindedir. Proje kapsamında Doğu Marmara Bölgesinde lider konumda olan ve biyodönüşüm ve biyoekonomik kaynaklarının değerlendirilmesi konusunda endüstriyel kabiliyetlere sahip olan hedef sektörler gıda, kozmetik, sağlık, tarım ve çevre olarak belirlenmiştir. Özellikle bu sektörler ile döngüsel bir ilişkiye sahip olan birçok sektörde tıbbi ve aromatik bitkiler başta olmak üzere çeşitli biyoekonomi kaynakları değerlendirilerek biyodönüşüm konusunda itici güç oluşturabilecek potansiyele sahiplerdir. 

   Proje konusu ile ilişkili sektörlerin, rekabetçi sektörler kapsamında değerlendirilmesi ve bölge için kritik öneme sahip sektörlerin değerlendirilmesi amacı ile 2019 yılında sektöre ilişkin değerlendirme raporu GTÜ Biyoteknoloji Enstitüsü, Özgün Biyo-Ekonomi Kaynakları (ÖBEK) Mükemmeliyet Merkezi ve Kocaeli Ticaret Odası'nın (KSO) yardım ve desteği ile hazırlanmıştır. KSO desteği ile biyoteknoloji ile ilişkili sektörlerde faaliyet gösteren az sayıda firmadan anket ile geri dönüşler alınmış, bu bilgiler aynı zamanda fuar ve kongrelerde açılmış olan standları (bkz İP4) ziyaret eden firma yetkilileri ile yüz yüze görüşmeler, ve farkındalık seminerleri/ zirveler sonrasında ÖBEK mensupları ile iletişime geçen firmalar ile karşılıklı görüşmeler sonrasında edinilen bilgiler ile birlikte yorumlanmış, ayrıca yurt dışındaki biyoteknoloji ve biyoekonomi kümelenmeleri ile doğrudan iletişime geçilerek onların tecrübeleri ile de desteklenmiştir. 

     Proje kapsamında kurulan işbirliklerinin, biyoekonomi çerçevesinde bir platform olarak işlevselliğinin kazandırılması ve elde edilen somut proje çıktılarının yaygınlaşması amacıyla sektörün genel olarak durumu, biyoekonomi odağında sektörün kendini tanımlanması ve gelecek perspektifleri sektörel analizin temel içeriğini oluşturmaktadır.

Özellikle proje kapsamında kurulan işbirlikleri kapsamında, Özgün Biyoekonomi Kaynakları açısından bölgesel lider konumda olan sanayi temsilcilerinin, ilgili araştırma merkezlerinin ve toplumsal farkındalık sağlanması amacı ile farklı sektörlerden temsilcilerin etkileşim potansiyellerine yönelik çıktılar sağlanmıştır. 

     Rapor kapsamında veri elde edilebilmesi için bir anket çalışması ile güncel duruma yönelik farkındalık ölçeği kapsamında bilgi edinilmiştir. Biyolojik bilginin ekonomik bir değere dönüşmesi konusunda bölgede lider konumda olan ve küresel ölçekte değer yaratabilen 26 farklı gıda, yem ve ilaç firmasına anket formu iletilmiştir. Bu firmalarda ekonomik ölçekte lider konumunda olan 9 firma ivedi olarak cevap vermiştir. Ankete katılan firmaların önemli bir kısmı, sadece Doğu Marmara Bölgesinde olmamakla birlikte, ulusal ve global ölçekte değer yaratabilen, konusunda lider konumda olan, geniş biyolojik ürün portfolyosuna sahip ve uzun süreli sanayileşme deneyimini aktarabilen firmalardır.

 

                               Tablo 1. Sektörel analiz anketine katılan firmalar ve ilişkili oldukları sektörler*.

 

                                       *İgsaş, Ufuk Kimya ve Novozymes da ankete katılım sağlamıştır. 

 

Anket kapsamında sorular 3 kategoriye ayrılmıştır:

(a) Şirket ve İrtibat Kişileri ile İlgili Genel Bilgiler

(b) Sektörel İhtiyaç Analizi

(c) Eğitim ve Farkındalık Analizi

 

    Bu kategorilerden ilki olan Şirket ve İrtibat Kişileri ile İlgili Genel Bilgiler kısmında ilişkili sektörlerin künye bilgilerine ulaşılmıştır, ardından ikinci kısımda Sektörel İhtiyaç Analizi’ne yönelik sorular yer almaktadır. Bu soru setleri ilgili sektörde üretilen biyolojik ürün skalasının ve çeşitlerinin tanımlanması için açık uçlu cevap olarak bilgi talep edilmiştir. Hammadde, mamül ve ara mamüller açısından üretimde ithalatı gerçekleştirilen biyolojik malzeme konusunda bilgi toplanmıştır. Böylece sektörde yer alan firmaların tamamen yerlileşme konusunda ürün üretim skalaları ve bu konuda aktardıkları doğrudan bilgiler analiz edilebilmiştir. Firmaların Ar-Ge yetkinliği konusundaki etkileşimleri, biyolojik ürün üretiminde ihtiyaç duydukları ve hali hazırda gerçekleştirdikleri Ar-Ge faaliyetleri konusunda bilgi toplanmıştır. Biyoteknolojik yöntemlerin sektörde uygulanmasına yönelik temelde yetkinlikler konusunda bilgi talep edilmiş ve uygulama temelli olarak rekombinant proteinler, rekombinant enzimler, fermentasyon ürünleri biyoaktif katkı maddeleri (omega yağ asitleri, pigmentler gibi), biyofortifikasyon katkı maddeleri (gıda/yem/gübre), aroma, parfüm vb. hammaddeleri konusunda ilgi alanları konusunda sektörün biyoteknolojik ürün odaklı eğilimi tanımlanmıştır. Sektörün biyolojik ürün üretim süreçlerinde oluşan ve yeni, katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülebileceğini düşündüğünüz atık veya yan ürünler konusunda farkındalığı ayrıca incelenmiştir. Anketin son bölümünde dünyada hali hazırda Biyoekonomi konulu farkındalık çalışmalarına da uyumlu bir şekilde Eğitim ve Farkındalık Analizi gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla biyolojik ürün süreçlerinde patent, rekabetçi sektörlerde biyoekonomi temelli hali hazırda ulusal ve uluslararası fon gruplarınca desteklenen proje hazırlığı ve yürütme tecrübesi konusunda bilgi toplanmıştır. Ayrıca farkındalık oluşturma kapsamında, hazırbulunmuşluk sorularına ek olarak biyoteknoloji, biyo-bazlı ürünler biyoekonomi, sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi, yaşam döngüsü analizi vb. konularda sektörün eğitim taleplerine yönelik bilgi alınmıştır. Üniversite-sanayi işbirliğinde biyoekonomi konusunda güncel ders havuzu hakkında bilgi aktarıldıktan sonra müfredatı konu hakkında besleyebilecek dersler konusunda sektör temsilcilerinden önerilen toplanmıştır.

 

Sektörel Analiz

Şirket ve İrtibat Kişileri ile İlgili Genel Bilgiler

     Anketin ilk kısmında sektörel dağılım irdelenmiştir. Katılımcılardan (8 farklı katılımcı firma) 2'si ilaç sektöründe, 4'ü gıda veya yem sektöründe, 1'i tarım sektöründe ve 1 gübre sektöründedir.

 

     Sektör temsilcisi firmalarda çalışan sayısı 7 ile 6000 arasında değişirken, çalışanlar arasında yüksek lisans sahibi çalışan sayısı 1 ile 38 arasında şeklindedir. Bu raporun hemen sonrasında Gübretaş ve GTÜ Biyoteknoloji Enstitüsü tarafından önerilen Sanayi Doktora Programı 2244 programı başarı ile desteklenmiş ve hali hazırda 4 doktora öğrencisi GTÜ Biyoteknoloji Enstitüsünde 2020 yılı akademik döneminde eğitim ve öğretimde yer almıştır. Benzeri şekilde anket katılımcısı olmayan Nobel İlaç ile 3 doktora öğrencisi yine 2244 Sanayi Doktora Programı ile istihdam edilmiştir. Sektörel analiz anketi ve ÖBEK projesi ile sektör işbirliğinde firma çalışanlarının Ar-Ge nitelikleri konusunda olumlu bir adım atılmıştır.

  Ayrıca biyoekonomi potansiyeli olan firmalarda farklı sayıda çalışanın bulunması ve çalışanların yüksek lisans düzeyinde sınırlı sayıda dereceye sahip olmaları dikkati çekmiştir. Bu durum sektör ile kurulan üniversite işbirliklerinde biyoekonomi konusunda programların geliştirilmesinin önemli olabileceğini göstermektedir. Özellikle Ar-Ge konusunda yetkin insan kaynağının değerlendirilmesi açısından ortak programların geliştirilmesi orta vadede sektörde olumlu etkiler sağlayacaktır.

 

Sektör İhtiyaç Analizi

     Sektör İhtiyaç Analizi bölümünde, firmalardan üretim süreçlerinde ihtiyaç duydukları ana hammadde veya takviye / katkı maddelerini, bu malzemelerin biyoteknolojik olarak üretilip üretilmediğini, yerli veya yabancı kaynaklardan temin edilip edilmediğini listelemeleri istenmiştir. Sektör temsilcisi firmaların vermiş oldukları cevaplara göre en çok talep gören malzemelerden birisi olan vitamin ve mineral eldesi ithalat ile gerçekleşmekte olup, biyoteknolojik ürün eldesi süreçlerini içermektedir. Benzeri şekilde pro ve prebiyotikler, amino asitler, hücre kültürü besiyerleri, tampon çözeltiler, biyobenzerler de ithalat yolu ile ve biyoteknolojik süreçlerde geliştirilmektedir. Listede yer alan bazı kimyasallar (docataxel, carboplatin, cisplatin, amonyak, nitrik asit, KCl, KOH, potasyum nitrat, gübre vb kısmen yerli imkanlar ile karşılanmakta ve yine kısmen biyoteknolojik süreçlere maruz kalmaktadır.

   Tamamen yerli olarak elde edilen ürünler içerisinde sektör temsilcisi firmalar, işlenmemiş besin ürünleri ve bitkisel ürünleri tanımlamıştır. Yem konusunda ise kısmen yerli bilgisi iletilmiştir.

   Sektörel analiz kısmında, sektör temsilcisi olan firmaların güncel Ar-Ge faaliyetleri irdelenmiştir. Ankete katılan 4 firma, Ar-Ge bölümüne sahip olduklarını, 5'inde ise T.C.Sanayi ve Ticaret Bakanlığı onaylı Ar-Ge Merkezi bulunduğunu belirtilmiştir. Sektörel analiz konusunda bilgi sağlayan 9 firmadan, 7sinin yeni ürünlere yönelik Ar-Ge faaliyeti yapıyor olması olumlu bir süreci yansıtmaktadır. Benzeri şekilde diğer 2 firmanın, yeni üretim süreci konusunda iyileştirmelere sahip olduğu ifade edilmiştir. Bu firmalardan 1'i ürün süreç iyileştirme üzerine araştırmalarına devam ettiğini ifade etmiştir. Yeni ürün geliştirme üzerine araştırma yapanlardan 4'ü, ürün portföylerinde zaten biyoteknoloji ürünleri (maya ve türevleri, enzimler, mikroorganizmalar ve monoklonal antikorlar vb.) bulunmasına rağmen, yeni ürün geliştirmede biyoteknolojinin kullanılmasıyla ilgileniyor olduğunu ifade etmiştir.  Firmalardan 6'sı yerel ve ulusal biyoteknoloji üretimini desteklediklerini belirtmişlerdir.

 

Tablo 2. Sektörel ihtiyaç analizi kapsamında işlenmemiş veya ek katkı maddelerinin elde ediliş yöntemleri ve biyoteknolojik yöntemlere gereksinimleri, sektör temsilcilerinin öncelikli taleplerine göre sıralanmıştır.

      Bu kapsamda ankete katılan ve Doğu Marmara bölgesinde faaliyetleri ile ulusal ve küresel pazarda değer yaratan firmaların yerli ürün konusundaki Ar-Ge faaliyetlerinde döngüsel bir şekilde sektörün diğer firmaları için gereksinim duyulabilecek ürünler konusunda bilgi ve deneyim biriktirdiği gözlenmiştir. Bu kapsamda hedef Ar-Ge çıktılarının sadece işletmenin kendi tedarik zinciri için değil, aynı zamanda yerli üretimde kritik önem taşıyan biyoteknolojik ürünler olmasının öncelikli olarak seçildiği ifade edilmiştir.

 

      Sektörel temsilci firmalara, Ar-Ge, üretim ve satış açısından hangi ürün grubuna ilgi duyabilecekleri irdelendiğinde, 4 firma rekombinant proteinlerle ilgileneceklerini, 5'i rekombinant enzimler, 3'ü fermantasyon ürünleri ile ilgileneceklerini, 1'i ise biyoaktif katkı maddeleriyle ilgilendiklerini (gıda boyası veya omega 3 vb. gibi), 2'si biyogüçlendirme takviyeleri, 2’si aroma ve biyolojik aromalar ve 1’i endike biyoterapötiklere ilgi gösterdiklerini ifade etmiştir. Cevap veren 9 firmadan 4'ü katma değeri yüksek ürünler için geri dönüştürülebilen atık ürünlere sahip olabileceklerini ifade etmiştir.

 

Eğitim ve Farkındalık Analizi

 

      Eğitim ve Farkındalık Analizi bölümünde, firmalar proje konusu ile ilişkili eğitim program ihtiyaçları ve talepleri açısından değerlendirilmiştir. Firmalardan 5'i patent odaklı Ar-Ge faaliyeti yürüttüklerini, 5'i biyo-temelli ekonomi veya biyoteknoloji ile ilgili TÜBİTAK veya TEYDEB projelerinde yer aldığını ve ileride yer almak istediklerini, 5'i ise şu cevabı verdi: AB tarafından finanse edilen projeler için gelecekteki başvurulara dahil olmuş ve katılmak istemez.

   Şirketlere ayrıca gelecekte ne tür bilinçlendirme faaliyetleri veya sertifika programları yapmayı düşünebilecekleri sorulmuş ve cevaplar Tablo 3’te yer almaktadır.

 

Tablo 3. Eğitim ve Farkındalık Analizi kapsamında eğitim ve seminer kapsamında ilgi duyulan biyoekonomi konuları sektör temsilcisi firma taleplerine göre sıralanmıştır.

 

 

Sonuç

 

   Ülkemizde artan ölçüde Biyoteknoloji ile ortaya konulan ürün ve çözüm süreçleri ön plana çıkmaktadır. Doğası gereği biyoteknolojik ürünler, yüksek ve orta-yüksek NACE kodu sınıflandırmasına girmektedirler. Bu kapsamda Bilim ve Sanayi Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye Biyoteknoloji Stratejisi Eylem Planında [1] yer aldığı üzere biyoekonomi odaklı üretim dünyanın içinde bulunduğu çeşitli toplum sağlığını etkileyen olaylar, iklim krizi, nüfus artışı, demografik değişimler, şehirleşme, tarım topraklarının azalması, yaşlılık, sanayinin ihtiyaç duyduğu madde edinilmesinde zorluklar ve rezervlerin tükenme sınırında olması, biyoçeşitliliğin azalması gibi faktörler nedeni ile aslında bir süreç iyileştirme olanağıdır. Teknolojik bilgi ve yetkinliğin artması ile birlikte, birçok alanda hızla  yaygınlaşan  biyoteknoloji  uygulamaları, dünyayı  bir  biyoekonomi dönüşüm süreci  içerisine sokmuştur. Sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi kavramları çerçevesinde, özellikle çeşitli sektörlerin biyokütle atıklarının kullanılması yoluyla elde edilen biyobazlı ürünlerin üretimi, ve farklı sektörlerin girdi-çıktı etkileşimleri içerisinde kurgulanması günümüzde büyük önem kazanmaktadır.

 

    Güncel biyobazlı üretim yüksek katma değer bazlı ürünler dikkate alındığında sadece farmasotik ürünlerden ibaret değildir. Doğu Marmara bölgesinde yer alan sektörlerin temelde biyodönüşümsel kapasiteleri bölge ve ulusal ekonomiye itici güç olma potansiyelindedir. GTÜ Biyoteknoloji Enstitüsü olarak ÖBEK projesi kapsamında kurulan işbirlikleri, düzenlenen Vizyon Zirveleri [2-4] ile ulaşılan kitle ve geliştirilen yeni üniversite-sanayi işbirliği programları bu kapsamda aktif sektörel oyuncuları, farklı sivil toplum kuruluşlarını ve araştırma altyapıları ile üniversiteleri ve farklı disiplinlerde öğrenim görmekte olan, Ar-Ge yetkinliği yüksek mezun adaylarını bir araya getirmiştir. Özellikle COVID-19 pandemi süreci, yerli ve milli kendine yeterliğin ve sürdürülebilirliğin önemini vurguladığı gibi, işbirliği ve milli seferberliğin ve elimizdeki altyapı ve kaynakların verimli kullanımının bu doğrultuda ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

 

   Tıbbi ve Aromatik Bitkiler, özellikle bu pandeminin de getirdiği süreç sonrasında bağışıklık güçlendiricilerin ön plana çıkması, ve anti-viral etkili dezenfektan ve diğer malzemelere olan ihtiyacın artması ile, kritik sektörlerden biri olarak karşımıza çıkmıştır. Gebze Ticaret Odası temsilcilerine Nisan 2020 tarihinde online olarak düzenlenmiş olan “Covid-19 ve Ötesi” başlıklı farkındalık seminerinde, sektörün özellikle pandemi sonrası yeni normale geçiş sürecindeki ihtiyaçları da tespit edilmeye çalışılmış, ve bu seminer sonrası iletişime geçen bazı firmalardan ve meslek odalarından (Plastikçiler Federasyonu, Ambalajcılar Derneği vb) özellikle akredite anti-viral test hizmeti, tıbbi aromatik kaynaklı anti-viral etken madde ihtiyacı, ve eğitimli iş gücü ihtiyacı olduğu tespit edilmiştir.

 

     2019-2020 yıllarında, yukarıda bahsedilen anket temelli Sektörel İhtiyaç Analizi yanısıra doğrudan temas ile veya Gebze Ticaret Odası’nda gerçekleştirilen farkındalık seminerleri akabinde yüz yüze görüşmeler de gerçekleştirilmiş, özellikle Arçelik, Yaşamsal Organik, A1 Life Sciences, Doğadan, Gübretaş, Intercro, Regulon, Sentromer DNA teknolojileri, MAYSA, Plant Factory gibi firmalar ile görüşmeler, danışmanlıklar ve işbirliklerinin yanısıra, proje destekçimiz Gülçiçek firması ile bir yatırımcı görüşmesi yapılmış, ve Hollanda Wageningen Üniversitesi biyoekonomi platformu olan BLOOM ve Münih’te bulunan BiOM platformu ile görüş alışverişinde bulunulmuş ve sektörel tecrübelerinden faydalanılmıştır.  Yapılan bu görüşmelerde başa çıkan en büyük ihtiyaçların, akademi-sanayi Ar-Ge ortaklığı ve tecrübeli nitelikli iş gücü, tedarikçi zinciri, geliştirilen ürünlerin test ve analizleri ile pazar ağı olduğu anlaşılmaktadır.

 

      Hem BLOOM, hem de BiOM farklı çalışma disiplinleri ve odaklandıkları sektörler dikkate alındığında ÖBEK çerçevesinde lokal bir modelin işlevselliğini karşılaştırmak adına referans örnekler olmuşlardır. Özellikle Bavyera bölgesinde BiOM platformu ve Biyoteknoloji Kümelenmesi, Bavyera Hükümeti ve Alman Hükümeti destekli olarak kurulmuş olup, Bavyera Hükümeti içinden geçtiğimiz pandemi sürecinde lider aşı firmalarından biri olarak gündeme oturan BioNTech firmasına da 225 milyon Eur destek sağlamıştır.  Münih merkezli BiOM çerçevesinde 2018-2019 yılı içerisinde faaliyet göstermiş olan 60 KOBİ özellikle yeni terapötiklerin ve diyagnostiklerin geliştirilmesine odaklanmış olup, Bavyera eyaletinde 75 İlaç firması, 30 tedarikçi ve 68 biyotek servis sağlayıcının bulunduğu geniş bir ağın parçasıdır ve 1000’in üzerinde uluslararası yatırımcıya erişim mümkündür.  Regensburg’daki Biopark ve Straubing’deki Biocampus gibi biyoteknoloji kümelenmeleri de yine Bavyera eyaletinde aynı ağın içerisinde yer almakta ve bu ağa güç katmaktadır.

 

    Doğu Marmara Bölgesinde ulusal ve küresel anlamda lider oyunculardan olan ve ekonomik değer oluşturma konusunda endüstriyel yetkinlikleri, yetenekli işgücü ve altyapıları ile dikkati çeken sektör temsilcilerinin yüksek Ar-Ge yetkinlik çerçevesinde biyoekonomi ve biyoteknoloji konusunda üretme potansiyeli üzerine olumlu görüş bildirmiş olmaları önemli bir potansiyel arz etmektedir. Ayrıca ekonomik ilerleme konusunda katkı değer sağlayabilecek biyoteknoloji ürünlerinin önemine yönelik eğilim orta vadede sektörde döngüsel anlamda diğer sektörlerin de gelişmesine ve biyodönüşümüne olanak sağlayan ürünlerin birikmesine neden olacaktır. Kısa vadede üniversite sanayi işbirliği kapsamında biyoekonomi ve biyoteknoloji odaklı eğitim ve sertifika programları, sanayide hali hazırda yer alan iş gücünün biyolojik üretim konusunda yetkinliklerini arttıracaktır. Bu yetkinlikler ile birlikte endüstride ihtiyaç duyulan Ar-Ge çıktılarına biyodönüşümsel katkılar kurum içi girişimcilik ile sağlanabilecektir. Ayrıca start-up ve KOBİ ekosisteminde biyoekonomi ve biyoteknoloji odaklı yerli platformlara ihtiyaç duyulmaktadır.

 

    Bu kapsamda, Doğu Marmara Bölgesi’nin içinde olmamakla birlikte yakın komşusu olan Tuzla’da faaliyete geçirilmeye çalışılan ve BİYOSAD organizasyonunda kurulan Biyoteknoloji Vadisi önem arz etmektedir. Biyoteknoloji Vadisi, Biyoteknoloji odaklı kümelenmeyi sağlamak üzere organize sanayi bölgesi olarak kurulan ilk ulusal ölçekteki yerleşke olup, stratejik olarak ülke ekonomisine biyoteknolojik yüksek katma değerli ürün sağlanması konusunda orta ve uzun vadede olumlu etkiler sağlama potansiyelindedir. GTÜ  Biyoteknoloji Enstitüsü olarak üniversite sanayi işbirliği güdümünde kuruluş aşamasından itibaren akademik bilgi paylaşımının gerçekleştirildiği Biyoteknoloji Vadisi, ekonomik ölçütler açısından nitelikli ve Ar-Ge yetkinliği olan iş gücüne teknoloji ve odaklı iş sahası oluşturması mümkündür. Doğrudan Doğu Marmara bölgesinde bulunmamakla birlikte, bu bölgedeki organize sanayi bölgelerine ve bölgedeki üniversite ve araştırma merkezlerine çok yakın konumdaki bu Biyoteknoloji Vadisi ile koordine hareket etmek ve bölgedeki ve yakın çevredeki üniversiteler ve araştırma merkezleri ile işbirliği yapmak, aynı Bavyera eyaleti örneğinde olduğu gibi, Doğu Marmara Bölgesi’ndeki biyoteknoloji ve biyoekonomi sektörüne de şüphesiz destek olacaktır.

 

    ÖBEK projesi kapsamında hedeflenen en temel yetkinliklerden birisi olan farkındalık yaratma konusunda önemli ve somut adımlar atılmıştır. Sektör temsilcileri, ilişkili ticaret ve sanayi odaları, üniversite temsilcileri ile beraber, Doğu Marmara bölgesinde ulusal liderlik özelliğinde öncü sanayi kuruluşlarının, kendilerini biyoekonomi ölçeğinde konumlandırması, döngüsel ekonomide biyoteknolojik süreçlerin atık yönetimi gibi durumlara dahil edilmesi, tedarik zincirinde biyolojik ürünler için tam yerlileşme oranları için ihtiyaçların tespiti ve insan kaynağının Ar-Ge yetkinlikleri ile yüksek katma değerli ürünler skalasında yetiştirilmesi konularında ilerleme kaydedilmiştir.

 

    Bölge ekonomisinde rekabetçi sektörler açısından biyoekonomi kaynaklarının değerlendirilmesi konusunda önemli tespitlerden birisi biyoteknolojik bilgi birikimine sahip start-up ekosisteminin güçlendirilmesi, büyük sanayi oyuncularının biyodönüşümlerinde tedarik zincirinin yerli startup firmalar ile güçlendirilmesi ve aralarında döngüsel bir ekonominin sürdürülebilir bir şekilde kurulması önem arz etmektedir. GTÜ Biyoteknoloji Enstitüsü olarak Biyogirişimcilik kapsamında oluşturulan yüksek lisans ve doktora ders içeriklerinin temelde ana hedefi biyoekonomi kaynaklarının oluşturulması yetenek havuzunda kurun içi veya bireysel biyogirişimcilerin olmasıdır. İnsan gücünün bu kapsamda yetiştirilmesi kısa vadede bölgede bilgi ve deneyim havuzunun genişlemesine ve biyodönüşümsel yetkinlikleri olan iş gücünün ortaya çıkmasına neden olacaktır.

 

    ÖBEK projesi kapsamında hem işbirliği kurulan kurumlar, hem de erişimi sağlanan faydalanıcılar (proje üyeleri, öğrenciler, düzenlenen panel ve konferans katılımcıları vb.) sürdürülebilir bir odaklanmış biyoekonomi platformunun ilk aşamasını oluşturmaktadırlar. Proje işbirlikleri kapsamında sürdürülebilirlik sağlayabilecek yeni işbirliklerinin ortaya çıkması bir çiçek modelinde olduğu üzere biyoekonomi konusunda bilgi ve deneyim sağlayıcılar ve bu bilgi ve deneyimden faydalanacak grupların bir araya gelmesini sağlamaktadır. ÖBEK projesi biyoekonomi kümelenmesi adına bölge ekonomisinde önemli bir başlangıcı temsil etmektedir.

    COVID-19 pandemisi ile olduğu acil biyoteknoloji odaklı biyodönüşümün ne kadar elzem olduğu, küresel rekabetçi sektörlerde biyoteknoloji yetkinlinliğine yönelik, hali hazırda yetişmiş iş gücü, alt yapı gereksinimleri, patent sayılarının kritik olduğu yaygın bir şekilde kabul görmektedir. Bu kapsamda biyoekonomi ve biyoteknoloji odaklı bölgesel kalkınma stratejileri ulusal ve küresel ölçekte sürdürülebilir iş modellerinin geliştirilmesi için önemlidir. ÖBEK projesinde ortaya konulduğu üzere özgün biyoekonomi kaynakları ile Doğu Marmara Bölgesi bu biyodönüşüme liderlik yapabilecek sanayi temsilcileri, sivil toplum örgütleri ve yetkin araştırma altyapılarına sahiptir. Bununla birlikte, yüksek ölçekli sanayi üretimine geçilebilmesi için, akredite bazı test ve analiz hizmetlerine, sanayi-akademi eksenli Ar-Ge işbirliğine, ve hammadde ve tedarik zincirlerinin mümkün olduğunca yerli ve milli olması, bu kapsamda da döngüsel ve sürdürülebilir olabilmesi için koordineli altyapı yatırımları yanısıra mevcut altyapıların efektif kullanılmasına da ihtiyaç olduğu anlaşılmaktadır.

 

Hazırlayanlar: Prof. Dr. Işıl Kurnaz ve Prof. Dr. Damla Arısan koordinasyonunda, ÖBEK Proje Ekibi

Tarih: 20 Ekim 2020

 

Kaynakça

  1. http://www.sp.gov.tr/tr/temel-belge/s/123/Turkiye+Biyoteknoloji+Stratejisi+ve+Eylem+Plani+_2015-2018 (Erişim tarihi: 20 Kasım 2020)

  2. https://www.gtu.edu.tr/kategori/3585/0/display.aspx

  3. https://www.gtu.edu.tr/kategori/3586/0/display.aspx

  4. https://www.gtu.edu.tr/icerik/8/8906/display.aspx

tabloo 1.PNG
figür1.PNG
table2.PNG
table3.PNG